İsrail, 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ndeki askeri kontrol alanını genişletmeye devam ediyor.
09 Ekim 2026 - 12:48
İSRAİL GAZZE'NİN YÜZDE 63'ÜNÜ KONTROL EDİYOR: 2 MİLYON FİLİSTİNLİ DAR BİR ALANA SIKIŞTI
Ateşkesin ardından oluşturulan Sarı Hat'ın batıya doğru ilerletilmesi ve Turuncu Hat olarak adlandırılan yeni kontrol çizgisinin ortaya çıkmasıyla İsrail ordusunun Gazze'nin yaklaşık yüzde 63'ünü kontrol altında tuttuğu belirtiliyor. Toplam 365 kilometrekarelik bölgede yaklaşık 230 kilometrekare İsrail'in askeri kontrolünde bulunurken, yaklaşık 2 milyon Filistinli geriye kalan 135 kilometrekarelik alanda yaşam mücadelesi veriyor.
Yeni kontrol hatları, toprak siperler ve askeri koridorlar nedeniyle Filistinlilerin hareket alanı giderek daralırken, bölgenin doğusundaki yerleşimlerin yıkımı da devam ediyor. Ateşkes döneminde yaşanan saldırılar, zorunlu göç ve altyapı sorunları, Gazze'deki insani krizi daha da ağırlaştırıyor.
ATEŞKES SONRASINDA İSRAİL'İN KONTROL ALANI GENİŞLEDİ
İsrail, 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı sırasında işgal ettiği Gazze Şeridi'nden 2005 yılında tek taraflı çekilme planı kapsamında askerlerini ve yerleşimcilerini çıkardı. Ancak bu gelişmenin ardından da Gazze'ye yönelik askeri operasyonlar devam etti. Hamas'ın 2006 yılında iktidara gelmesinin ardından İsrail, bölgeye çeşitli dönemlerde saldırılar düzenledi ve Gazze'yi hava, kara ve denizden abluka altında tuttu.
Ekim 2023'te başlayan saldırılar Gazze Şeridi'nde büyük yıkıma neden olurken, 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren ateşkes de bölgede kalıcı güvenliği sağlayamadı. Anlaşmanın ilk aşamasında İsrail ordusu, Mavi Hat olarak adlandırılan önceki kontrol çizgisinden Sarı Hat'a çekildi. Ancak sonraki aylarda Sarı Hat'ın batıya doğru ilerletilmesiyle İsrail'in kontrol ettiği bölgeler yeniden genişledi.

SARI HAT BOYUNCA BETON BLOKLAR YERLEŞTİRİLDİ
İsrail ordusu, ateşkes sonrasında kontrol ettiği alanların sınırlarını belirlemek amacıyla Sarı Hat boyunca sarı renkli beton bloklar yerleştirdi. Bu işaretler, İsrail'in askeri kontrolü altındaki bölgeler ile Filistinlilerin bulunduğu alanları birbirinden ayırmak için kullanıldı.
Kontrol çizgisine yaklaşan veya hattı geçmeye çalışan kişilere ateş açılabileceği yönündeki uyarılar, Gazze'deki sivillerin hareket özgürlüğünü daha da kısıtladı. Hattın konumunun zaman içerisinde değiştirilmesi ise daha önce güvenli kabul edilen bazı bölgelerin askeri kontrol alanına dahil edilmesine neden oldu.
SARI HAT'IN ARDINDAN TURUNCU HAT OLUŞTURULDU
İsrail ordusu, 2026 yılının başından itibaren Kisufim Koridoru çevresinde Sarı Hat'a paralel toprak siperler oluşturmaya başladı. Deyr el-Belah ile Han Yunus arasındaki koridordan kuzey ve güneye uzanan askeri tahkimatlar, kuzeyde Netzarim Koridoru'na, güneyde ise Han Yunus yönüne kadar ilerledi.
Temmuz 2026 itibarıyla yaklaşık 17 kilometre uzunluğa ulaştığı belirtilen siperlerin, Gazze'nin kuzeyinde sahil şeridinden Beyt Lahiya yönüne uzanan bölgede yaklaşık 5 kilometrelik derinliğe eriştiği aktarıldı. İsrail'in askeri kontrol çizgilerini genişletmesiyle birlikte bölgede Turuncu Hat olarak adlandırılan yeni bir sınır ortaya çıktı.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TURUNCU HAT'I DUYURDU
Turuncu Hat ifadesi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric tarafından 30 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen basın toplantısında gündeme getirildi.
Dujarric, insani yardım ekiplerine yeni bir renkli kontrol çizgisinin bildirildiğini açıkladı. Bu hattın ötesine geçilmesini gerektiren faaliyetlerde İsrail makamlarıyla önceden koordinasyon kurulmasının istendiğini belirtti.
Yeni kontrol çizgisi, insani yardım kuruluşlarının Gazze içerisindeki hareketlerini de etkiledi. Yardım ekiplerinin bazı bölgelere ulaşabilmesi için askeri koordinasyon gerekliliği, bölgedeki insani yardım çalışmalarına yeni kısıtlamalar getirdi.
NETANYAHU YÜZDE 60 DEMİŞTİ, ORAN YÜZDE 63'E ULAŞTI
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 15 Mayıs 2026 tarihinde yaptığı açıklamada Gazze Şeridi'nin yüzde 60'ının İsrail'in kontrolü altında bulunduğunu söylemişti.
Sonraki aylarda kontrol hatlarının genişletilmesiyle bu oranın yaklaşık yüzde 63'e yükseldiği belirtiliyor. Böylece 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi'nin yaklaşık 230 kilometrekaresi İsrail ordusunun kontrolü altında kalırken, Filistinlilerin yaşayabildiği alan yaklaşık 135 kilometrekareye geriledi.

2 MİLYON FİLİSTİNLİ 135 KİLOMETREKARELİK ALANDA YAŞIYOR
İsrail'in kontrol alanlarını batıya doğru genişletmesi, Gazze'de yaşayan Filistinlilerin yeniden yerinden edilmesine yol açıyor. Askeri kontrol çizgilerinin ilerlediği bölgelerde bulunan aileler, yaşadıkları yerleri terk ederek kıyı şeridine doğru hareket etmek zorunda kalıyor.
Yaklaşık üç yıldır devam eden saldırılar nedeniyle defalarca yer değiştiren Filistinliler, ateşkes döneminde de güvenli barınma alanlarına ulaşmakta güçlük çekiyor. Yaklaşık 2 milyon kişinin 135 kilometrekarelik alanda yaşamaya çalışması, barınma kapasitesi üzerindeki baskıyı artırıyor.
Nüfusun dar bir bölgede yoğunlaşması nedeniyle temiz su, sağlık hizmetleri, gıda ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sorunlar da büyüyor. Yerinden edilen ailelerin önemli bir bölümü, sınırlı imkânlarla oluşturulan geçici barınma alanlarında yaşamını sürdürüyor.
ATEŞKES DÖNEMİNDE 1471 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Gazze'de 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren ateşkesin ardından da can kayıpları devam etti. Aktarılan verilere göre, ateşkesin ilan edilmesinden sonraki yaklaşık bir yıllık süreçte 1471 kişi hayatını kaybetti, 5 bin 189 kişi yaralandı.
İsrail ordusunun kontrol çizgilerini değiştirmesi, sivillerin güvenliği açısından da ciddi risk oluşturuyor. Daha önce askeri kontrol alanı dışında bulunan bazı bölgelerin yeni hatların içerisinde kalması, Filistinlilerin günlük yaşamlarını sürdürdükleri alanlarda tehlikeyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor.
TARIM ARAZİLERİ VE ZEYTİNLİKLERE ERİŞİM KISITLANDI
İsrail'in askeri kontrol alanını genişletmesi, Gazze'nin doğusundaki tarım arazilerinin kullanımını da etkiliyor. Bölgede bulunan seralar, zeytinlikler ve diğer üretim alanlarının önemli bir bölümüne erişim kısıtlanmış durumda.
Tarım arazilerine ulaşamayan Filistinliler, hem kendi gıda ihtiyaçlarını karşılamakta hem de geçimlerini sağlayacak üretim faaliyetlerini sürdürmekte zorlanıyor. Tarımsal üretimin sekteye uğraması, bölgedeki gıda güvenliği sorunlarını ağırlaştıran etkenler arasında yer alıyor.
ÇÖP TOPLAMA HİZMETLERİ AKSADI, SALGIN HASTALIK RİSKİ ARTTI
Askeri kontrol hatlarının genişlemesi, Gazze'deki belediye hizmetlerinin yürütülmesini de zorlaştırıyor. Özellikle atık toplama ve depolama alanlarına erişimin kısıtlanması nedeniyle yerleşim bölgelerinde ve çadır alanlarının çevresinde çöp birikimi yaşanıyor.
Katı atıkların düzenli şekilde toplanamaması, yoğun nüfusun bulunduğu bölgelerde halk sağlığı açısından yeni tehlikeler oluşturuyor. Temiz su ve sanitasyon hizmetlerindeki yetersizliklerle birleşen atık sorunu, bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini artırıyor.
09 Ekim 2026 - 22:54
09 Ekim 2026 - 17:07
09 Ekim 2026 - 14:51
09 Ekim 2026 - 11:34
09 Ekim 2026 - 10:50
YORUMLAR
{{ commentList.length }} Yorum{{ item.name }}
{{ item.date }}
Henüz yorum yapılmamış.
YORUM YAP