Haber Bandı Yazarlar Agâh ALTUNSUYU Masum Değiliz Hiçbirimiz
Agâh ALTUNSUYU
Yazara Ait Tüm Yazılar
Agâh ALTUNSUYU X (Twitter) Sosyal Medya Hesabı Agâh ALTUNSUYU Mail Adresi
Masum Değiliz Hiçbirimiz
09 Şubat 2026

Sezen Aksu’nun o cümlesi yıllardır kulağımda. Bir itiraf gibi değil, bir yüzleşme gibi. Kimseyi suçlamayan ama kimseyi de aklamayan bir cümle. Son günlerde Epstein dosyası yeniden açıldığında, pedofili, güç, para, sınırsızlık ve iğrenç haz ilişkisi tekrar gündeme düştüğünde, doğrusu ben çok şaşırmadım. Ürperdim evet, midem bulandı evet, ama “inanamıyorum” diyemedim.

Çünkü mesele birkaç sapığın hikâyesi değil. Mesele insanın hikâyesi.

Belli bir güce, belli bir maddi imkâna ulaşan insanın önünde neredeyse bütün sınırlar kalkıyor. Hukuk esniyor, ahlak susuyor, çevre alkışlıyor. O noktadan sonra insanın içinde hep var olan ama çoğu zaman uyuyan karanlık taraf yavaş yavaş uyanıyor. Buna “şeytan” diyelim, “karanlık yön” diyelim, adı çok da önemli değil. Önemli olan şu: O şey zaten orada. Sonradan gelmiyor. Para ve güç onu yaratmıyor; sadece serbest bırakıyor.

Biz genelde kötülüğü istisna sanıyoruz. Oysa kötülük, uygun koşullar oluştuğunda gayet sıradan bir ihtimal. İnsan dediğimiz varlık sadece iyiliğe meyilli bir varlık değil. Aynı zamanda sınır tanımazlığa, tahakküme, hazza, hatta başkasını yok saymaya da yatkın. Güç işte tam burada devreye giriyor. Güç, ahlak üretmez. Tam tersine, çoğu zaman ahlakı gereksiz gösterir.

“Ben olsam yapmazdım” cümlesi bu yüzden bana hep kolay gelir. Çünkü çoğumuz o sınava hiç girmedik. Sonsuz para, dokunulmazlık, cezasızlık ve sürekli teşvik… Bunların ortasında insanın neye dönüşeceğini kimse kesin konuşarak söyleyemez. İşte Sezen Aksu’nun cümlesinin ağırlığı burada: Masum değiliz hiçbirimiz. Bu, “herkes suçludur” demek değil. Bu, “herkesin içinde suç potansiyeli vardır” demek.

Epstein meselesi bize bir şey öğretiyorsa, o da şu: Gücün kendine özgü bir ahlakı vardır. Ve o ahlak çoğu zaman insanlığın bildiği ahlakla örtüşmez. Bu yüzden mesele birkaç ismin düşmesi değil. Mesele, gücü denetleyecek sınırların, utanma duygusunun, hesap verme zorunluluğunun ortadan kalkmasıdır. Bunlar yok olduğunda, en parlak görünen yüzlerin arkasından en karanlık hikâyeler çıkabilir.

O yüzden ben şaşırmıyorum. Üzülüyorum, korkuyorum, tiksiniyorum ama şaşırmıyorum. Çünkü insanı kutsallaştırmıyorum. İnsan dediğimiz şey, ışıkla karanlığın sürekli pazarlık hâlinde olduğu bir varlık. Ve o pazarlıkta kazananı çoğu zaman güç belirliyor.

Masum değiliz hiçbirimiz. Belki de en dürüst cümle bu. Ve belki de asıl mesele, masum olduğumuzu iddia etmek değil; masum olmadığımızı bilerek sınır, hukuk ve vicdan inşa edebilmek. Çünkü insan kendine bırakıldığında her zaman iyi kalmıyor. Bunu kabul etmeden hiçbir kötülükle gerçekten yüzleşemiyoruz.


Seç