
“Yüzyılın Oğlu”nu izlemeyen, üzerine söz söylemeyen kalmadı sanırım. Mussolini’yi anlatan bu diziyi izlerken tarihe değil, bugünün haber bültenlerine baktığımı fark ettim.
Dizi I. Dünya Savaşı’nda galip devletler arasında yer almasına rağmen savaştan eli boş dönen İtalya’nın savaş sonrası kaos dönemini konu alıyor.
Savaştan eve travmalarıyla, eksik uzuvları ve teslim etmedikleri silahlarıyla dönen ümitsiz genç askerlerin desteğiyle zirveye yerleşen Mussolini, “Savaş Kırmaları” dediği askerlerden “Kara Gömlekliler”çetesini yaratır ve gücünü bunların üzerine inşa eder. Öyle bir güç ki açtığı yolla Hitler’e de ilham kaynağı olacaktır.
Başlangıçta sosyalist olan ama partisinden kovulanBenito Mussolini kovulmayacağı kendi partisi kurar ve sosyalistlere karşı amansız bir savaş açar ancak girdiği ilk seçimi kaybeder ve hapse atılır. 2 gün sonra serbest kalınca çok şaşırır. Neden çıkartıldığını sorduğunda “Senden bir kahraman yaratmak istemedik.”cevabını alır. Böyle bir öngörüye o yıllarda sahip olunması kıskanılacak şey doğrusu…
Mussolini için her şey bu denli kötü giderken sermaye sahipleri ona ulaşırlar. Çünkü sosyalistler köylüyü ve işçiyi örgütlemiştir. Köylü hakkını alana kadar tarlayı biçmiyor, inekleri sağmıyordur. İşçilerse üretimden gelen güçlerini kullanarak fabrikadaki üretimi durdurmuş, haklarını almak için mücadeleye başlamışlardır. Sermaye sahipleri bu durumun önüne bir set çekilmesi için kirli paralarıyla Mussolini’ye ulaşırlar. O da bu parayı üyelerine dağıtır ve şiddet eylemleri başlar. Greve katılan işçi ve köylüler, sendika yöneticileri kara gömlekliler tarafında vahşice öldürülür ve yaşanan kaos Kralı hükümet kurma görevini Mussolini’ye vermeye mecbur eder. Mussolinide katliamlarda kullandığı kara gömleklileri milletvekili listelerine yerleştirerek dokunulmazlık zırhına büründürür.
Güç zehirlenmesiyle birlikte yola çıktığı arkadaşları kendisinden uzaklaşır hatta İtalyan Fütürist şair Marinetti’nin “Güm güm bam bam” redifli silaha ve savaşa övgü şiirleri okuması da kovulmasına engel olmaz.
Partiden istifalar başlar. Mussolini bu duruma çok sinirlenir. Partiden yeterince Faşist olmadığı eleştirisiyle ayrılıp ayrı bir listeyle yola çıkacağını duyuran Cesare’yi vazgeçiremeyince “Yanımda olmayan karşımdadır.” diyerek tehdit eder ama Cesare geri adım atmaz. Gerçek faşistlerden bir liste oluşturur çünkü Mussolini bir daha seçim yaptırmamak üzere iktidara gelmek amacındadır. Ezici bir çoğunlukla meclise yerleşmek istediği için milletvekili listelerini sadece Faşistlere değil herkese açar ve bu durum kendisi için kan dökmüş bedel ödemiş kara gömleklileri rahatsız eder. Cesare öz has faşistlerin emeği zayi olmasın diye onların öfkesini örgütlemek niyetiyle yola çıkar ancak daha ilk adımda öldürülür. Olayın basına istediği gibi yansıması için, kendi adamlarının kimliklerini değiştirip muhalifmiş gibi gazetelere yerleştirir. Hepsi çok tanıdık geldi değil mi?
Meclisteki ilk icraatı seçim yasasını değiştirmek olur fakat bunun önünde Katolikler engeldir. O da Kardinal ile görüşür ve onlara bazı ayrıcalıklar sunarak seçim yasasının değişmesi için ihtiyaç duyduğu destek ve meşruiyeti alır. Değiştirilen seçim yasası ile yapılan ilk seçimde her üç kişiden ikisi Faşist partiye oy verir. O gün Mussolini arkadaşına şunu der “Bugün son seçim yapıldı bir dahaki seçimde herkes adına oyu ben kullanacağım.” ve öyle de olur.
“Hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez." sözü kendini birçok kez doğruladı. En son Suriye’de olanlar… Oradaki Alevi katliamı… Yakın tarihin karanlık olaylarında kara gömleklilerin don değiştirmiş haline rastlamak gerçekten çok sarsıcıydı. Bir yıl daha biterken diktatörler yüzyılının da bitmesi dileğiyle…
Biz kırıldık daha da kırılırız
Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza